Olay Ufku
Sen gittin.
Ardından evrenin bütün ışıkları
birer birer içime söndü.
Bir kara deliğin ağzında unutulmuş
son bir yıldız gibi kaldım;
ne parlayabiliyorum artık
ne de karanlığa karışabiliyorum.
Parmağının değdiği yerde
hâlâ bir yerçekimi var.
Masadaki boş fincanı kaldıramıyorum,
sanki bütün gezegenler
senin içtiğin son yuduma eğilmiş.
Bir kuasar yanıyor uzaklarda,
ışığı milyonlarca yıldır yolda.
Ben de öyleyim;
sana söylediğim bazı cümleler
sen çoktan gittikten sonra ulaşıyor kalbine.
Belki hiçbir zaman duymayacaksın
ama ben hâlâ ışık gönderiyorum.
Kuantum dolanıklık gibi bir şey bu:
Sen başka bir gökyüzünün altında
bir başkasının omzuna başını koyarken
benim içimde bir şey
tam o saniyede kırılıyor.
Hangi parçacık taşıyor bu haberi?
Hangi görünmez el
senin susuşunu benim göğsüme bırakıyor?
Ay, yörüngesinden çıkmıyor.
Dünya dönmeye devam ediyor.
Bir meteor, gecenin siyah perdesini
kimsenin alkışlamadığı bir yerinden yırtıyor.
Evren işine bakıyor.
Bir tek ben,
senin adını anınca
ışık yıllarını birbirine karıştırıyorum.
Ve şimdi anlıyorum:
Bazı yıldızlar öldükten sonra da görünür.
Gökyüzü onları hâlâ var sanır.
Benim sana bakışım da böyle.
Sen çoktan gitmiş olabilirsin.
Ama gözlerimdeki ışık
henüz bunu öğrenmedi.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu