Kendime Bir Tutanak Tutmak İstiyorum
Tutanak No: 1 / Sonsuz
Tarih: Belirsiz bir salı ya da her şeye geç kalınmış herhangi bir perşembe
Saat: Akreple yelkovanın birbirini ikna edemediği bir aralık
Mevki: Kendi içine doğru çekilen, çekildikçe daralan bir oda
Mevzu: Sanığın yani bizzat kendimin muntazam bir hayat sürme, sabahları makul saatlerde uyanıp dünyaya karşı mahcup olmadan durabilme ve mühim meseleleri vaktinde idrak edebilme vazifesini kasten, ihmalle ve yer yer derin bir kederle savsaklaması fiilinin kayda geçirilmesi hakkındadır.
1. Sanık, kendisine tahsis edilen ömür sermayesini, ne vakit başlayacağı kestirilemeyen büyük ve şanlı bir hayata hazırlık safhasında tüketmiştir. Bu hazırlık; kitapların altını gereğinden fazla çizmek, söylenmemiş cümlelerin ağırlığı altında iki büklüm kalmak ve pencerelerden boşluğa bakarak derin anlamlar icat etmeye çalışmaktan ibarettir.
2. İç konuşmalarının gürültüsünden, dış dünyadan gelen açık ikazları duyamayacak kadar uzaklaştığı; her şeyi anlamaya çalışırken hiçbir şeyi yaşamaya takatinin kalmadığı, çevresindekiler tarafından defalarca tebessümle geçiştirilmiştir.
3. Sanığın, kendisine "Nasılsın?" diye sorulduğunda, bütün o derin bunalımlarını ve kırgınlıklarını tek bir "İyiyim, koşturmaca işte" yalanının ardına ustalıkla gizlediği; böylece hem karşısındakini yormaktan kaçındığı hem de kendi yalnızlığını lüks bir sığınak haline getirdiği tespit edilmiştir.
4. Sanığın cebinde daima başkaları için yazılmış mazeret mektupları bulunmuştur. Kendi hatalarını dahi başkalarının nezaketine halel gelmesin diye üstlendiği, sonra da bu fedakârlıktan gizli bir kibir devşirerek kendi kuyusunu bizzat derinleştirdiği görülmüştür.
Hüküm ve Netice:
Yukarıda tafsilatı verilen fiiller neticesinde;
Sanığın, kendi zihninin koridorlarında müebbeten volta atmasına, hayata karşı duyduğu bu iflah olmaz çekingenliği bir kusur değilmiş gibi üzerinde taşımaya devam etmesine, ara sıra da olsa bir aynanın karşısına geçip kendine karşı daha insaflı davranmaya gayret etmesine karar verilmiştir.
Bu tutanak, sanığın bir gün kendisini affedebileceği ihtimali saklı kalmak kaydıyla, üç nüsha halinde (biri dün, biri bugün, biri de hiç gelmeyecek olan yarın için) tanzim olunup imza altına alınmıştır.
Sanık:
Kendi kendine yakalanmış, tutunmaya çalışan bir şahıs.
(İmza yerine derin bir nefes)
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 10
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu