Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
06.11.2026 · 63 · 3 · Tahmini 5 dk okuma
PDF olarak indir

“Cilveger Kim Ola Cânân Seyr İ Gülşen Eylese” şiirini çevrimdışı oku.

İndir
5 (2 oy)

Cilveger Kim Ola Cânân Seyr İ Gülşen Eylese

Cilveger Kim Ola Cânân Seyr İ Gülşen Eylese





"Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün"



Tıfl-i eşkim berk-i gülden çeşm-i giryâna döner 

Hâk-i rehde nâvek-i müjganñ Hâvân'a döner 

Mîrat-ı cemâlin göster ey şuh-ı cihân 

Zülf-i müşgînin hevâsıyle bu dildâr-ı garip 

Katre katre çeşm-i pür-hûnî gülistâna döner (1)


Cilveger kim ola cânân seyr-i gülşen eylese 

Hâresi zülf-i siyahı rûy-ı rûşen eylese 

Nâfe-i Çin’i saçıñ tek derler ammâ çin değil 

Tîr-i mjenñ kadd-i bükdüm nîve-i gerdun eder 

Âteş-i aşkı derunî mürg-i bî-ten eylese (2)


Bülbül-i şeydâ giriftâr olmasa gülzâre de 

Sünbül-i zerrin yetişmez necm-i seyyâre de 

Suya konmış iki garrâ tâze sünbüldür bana 

Arızuñda ol iki zülf-i girih-gîrün senüñ 

Hâr-ı gurbet cân yakar feryâd-ı bî-çâre de(3)


Hâb-ı gafletten uyandım nâle-i bülbül ile 

Gülşen-i hüsnünde kaldım hayret-i meftûn ile 

Yunsâ müşg-ile gülâb ile ser-â-pâ sünbül 

Olımaz kâkül-i ḫôş-bûyuña hemtâ sünbül 

Böyle bir demde zebûn oldum gam-ı mahzûn ile (4)


Tâze gonce rûy-ı yâri vasf eder her bâr iken 

Dest-i lütfünde nesîm-i subh-ı ümmîd-vâr iken 

Târf-ı destârında sünbül gibi mûlar var idi 

Ben bu gün bir nev-bahâr-ı hüsn ü ân seyreyledim 

Hâlet-i gamzendedir kalbim giriftâr var iken (5)


Cismimiz hâk eylese bâd-ı sabâ da âkıbet 

Gönlümüz zülfünde buldu intihâda âkıbet 

Redferi zârın serâ-ser derdi cânanla geçer 

Dergeh-i aşkında hâsıl kim vefâda âkıbet 

Hüsnünün sevdâsıdır bî-çâreye cân-ı heves (6)


Ey gerdûn seyr et bu demler şive-i cânânımız

Sîne-i pür-hûn ile âlemde var devrânımız

Sünbülün yâd eylesem nâ-çâr kalır çeşm-i ter 

Şöyle kim nâ-tüvân olmuş bu zâr hicrânımız 

Vaslını irşâd eyle ey nûr-ı çeşm ü kâm-ver (7)


Ser-had-i Sarayburnu’ndan Üsküdar’a dûr ü dâz 

Aks eder emvâc-ı Bahr-i Rûm’a hüzün-âver niyâz 

Cümbe-i yâlîden eser bâd-ı sabâ-yı müşg-fâm 

Ehl-i aşkın defterinde saklıdır bu râh-ı râz 

Nefha-i sünbül verir cân-ı hazîne lütf u nâz (.)


Hâk ile mihrün visâl-i evvelinde izzetî 

Hâke saldıb bün-i cânı gösterir dâim fetî 

Ser-nüvişte bî-kes üser gür-i şühedâda hâr 

Silsile-i târîhten gelmiş sadâ-yı merhametî 

Bûy-ı vatananla nümâyân eylemiş her kudsiyetî (9)


Çeşm-i ümmîdün yumuver deşt-i irfâna varub 

Dönderür çarh-ı zamânı feyz-i leyl ü ney-nüvâb 

Vapur-ı Beşiktaşî’nde tıfl-ı eyyâm-ı güm-geşte 

Sîne-i pür-hûnî nâle-i martı ile hemdem olup 

Redferî sâlik olur bahr-i muhît-i nûra münhasır (10)


redfer




Günümüz Türkçesiyle açıklaması:


1. Gözyaşlarımın damlaları gül yaprağından süzülerek ağlayan bir gözün aynasına dönüşür. Yoldaki toprak üzerinde sevgilinin kirpiklerinin oku bir havan taşı gibi ezilir, ufalanır. Ey cihanın güzeller güzeli sultanı, bana cemâlinin aynasını göster ki bu demde herkesin aklı şaşkına döner, perişan olur. Senin mis kokulu saçlarının sevdasıyla bu garip âşık, kanla dolmuş gözlerini damla damla bir gül bahçesine çevirir.


2. Sevgili gül bahçesini seyre çıkınca etrafına ne büyük bir neşe ve cilve saçar! Siyah saçlarının gölgesi aydınlık yüzünü süsler. Senin saçına "Çin ceylanının mis kokulu kesesi" derler ama asıl Çin (güzellik diyarı) onun ta kendisidir, başkası değil. Böyle bir aşka hangi mükemmel insan gönül vermez ki? Kirpiklerinin oku, eğri boynumu göğün yarısı kadar büker; içimdeki aşk ateşi bu bedensiz kalmış ruhu hepten eritir.


3. Âşık bülbül gül bahçesine tutsak olmasa, o altın sarısı sümbüller gökteki seyyar yıldızlara bile erişemez. Senin yanağının iki yanında kıvrım kıvrım sarkan o saçlar, bana su üzerine düşmüş iki taze ve parlak sümbülü hatırlatır. Gurbet dikeni canımı yakarken, bu zavallı âşığın feryadı da göklere yükselir.


4. Gaflet uykusundan bülbülün iniltisiyle uyandım. Senin güzelliğinin gül bahçesinde hayranlık ve meftunluk içinde kaldım. Misk ve gül suyu ile baştan ayağa yıkanmış o sümbül bile, senin mis kokulu kakülünün dengesi olamaz, onun yanına bile yaklaşamaz. Böyle bir zamanda ben bu mahzun ve derin gamın esiri oldum.


5.Taze bir gonca sevgilinin yüzünü her an öve dururken, lütuf ellerinde umut dolu bir sabah rüzgârı eserken... Sarığının ucunda (veya başlığının kenarında) sümbülü andıran saç telleri var idi. Ben bugün hüznün ve güzelliğin en taze baharını seyreyledim. Kalbim, o yakıcı ve süzgün bakışların gamzesine daha şimdiden tutsak düşmüştür.


6.Bedenimiz sonunda rüzgârda toprak olsa bile, gönlümüz senin zâlim ve büyüleyici saçlarında nihayete erdi, sonsuzluğu buldu. Şair Redferinin inleyen kalbinin baştan başa tüm derdi sevgilidir. Aşkının dergâhında insana kalan en büyük kazanç, son nefese kadar vefalı kalmaktır. Bu zavallı âşığın canındaki tek heves, senin güzelliğinin sevdasıdır.


7. "Ey gökler kubbesi, ey kader çarkı! Seyret ki, bu demlerde sevgilinin bize gösterdiği işveler, nazlar ve bizim o yola koyduğumuz sadakatimiz budur."

Bağrı kan dolu bir sineyle, bu yalan dünyada hâlâ dönen, süregelen bir devranımız, bir aşk çilemiz vardır.


Sümbülü ne zaman yâd etsem, adını ansam, gözü yaşlı çeşmim çaresiz kalır; çünkü bizim bu inleyen ayrılığımız (hicranımız) bizi öylesine güçsüz, yorgun ve bitkin düşürmüştür. Ey gözümün nûru ve muradına eren kâm-ver sevgili! Artık bize vuslat yolunu lütfet, bizi vuslatınla irşâd eyle, aydınlığa kavuştur!"


8. Sarayburnu’ndan Üsküdar’a kadar uzanan bu uçsuz bucaksız mesafede; Boğaziçi’nin dalgalarına bu hüzünlü ve derin yakarış akseder. Yalının cumbasından içeri sızan mis kokulu sabah rüzgârı eser. Aşk erbabının hatıra defterinde saklıdır bu gizli yol ve sır. Sümbülün o latif esintisi, yorgun ve hazineye benzeyen canımıza bir lütuf ve naz sunar.


9.Toprak ile ilâhî sevginin ilk kucaklaşmasındaki o yüce onur; canın özünü toprağa adayarak şehitlerin gösterdiği o sarsılmaz cesarettir. Kimsesizlerin yattığı şehitliklerde boy veren o yabani diken ve çiçekler, tarihin derinliklerinden süzülüp gelen bir merhamet sesidir. Ve sümbül, vatan kokusuyla bu toprağın taşıdığı her kutsiyeti apaçık gözler önüne serer.


10. Umut gözlerini kapatıp irfan çölüne doğru yol aldığında, gecenin feyzi ve ney sesleri zamanın çarkını tersine döndürür. Eski Beşiktaş vapurunda kaybolmuş o çocukluk günlerinin masum neferi, kan dolu sinemizin martı çığlıklarıyla hemdem olduğu o demde...

Redferî, aşk yolunun dervişi olarak nûrdan bir denizin kucağına çekilir ve ebediyete kadar o sonsuzlukta kalır.







Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
5 (2 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 3
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Cilveger Kim Ola Cânân Seyr İ Gülşen Eylese

Cilveger Kim Ola Cânân Seyr İ Gülşen Eylese

redfer redfer