Ruhum
RUHUM
Gönül hanemde yaprak dökerken eylül,
Biz seninle ayrı coğrafyalarda yorulduk sevgilim.
Göğsümde taşıdığım o ağır taşı sabırla bilerdim ben,
Sen ise bilmediğin acıların gözyaşını silerdin kendi ellerinle.
Ne anlayan oldu halimizden, ne de soran,
İçimizde büyüdü o sessiz, o derin okyanus.
Kendi köşemde, kimseler bilmez,
Yaralarımı rüzgâra sarmasını öğrendim ben.
Bir ses çıktı bazen gecenin ortasından,
Derin bir ah çekti göğüs kafesim.
"Neden?" dedim, "Neden bu kadar geç kalır vuslat?"
Bilmedim ki ham demir ateşsiz dövülmezmiş,
Bilmedim ki büyük lütuflar,
Önce sabır tezgâhında ince ince örülmezmiş
Sen başka bir iklimde, başka bir imtihanda,
Hayatın sillesini yerdin her baharda.
Bazen bir duvar örüldü umutlarının önüne,
Bazen rüzgâr tersine esti, büküldü dizlerin.
Ama yıkılmadın!
Çünkü öğrendin teslimiyetin o asil dilini:
"Ben elimden geleni yaptım,
Şimdi hüküm O'nundur, kaderin kalemi."
Tevekkül bir hırka oldu sırtına giydiğin,
Her darbede biraz daha büyüdü yüreğin.
Sen de sordun belki gökyüzüne bakıp:
"Hangi dağın ardında saklı benim kısmetim?"
İkimiz de aynı duayı üfledik karanlığa,
İkimiz de aynı bekleyişin kurbanı olduk
Rabbim...
O yalnızca bir nikâh yazmaz levh-i mahfuzda,
O evvela iki kalbi bu ağır yüke hazırlar.
Çünkü daracık bir haneye sığmazdı bu sevda,
Eski kırıntıların, korkuların temizlenmesi lazımdı.
O yüzden yalnızlık sürgününe gönderildik,
O yüzden uzun yollardan geçtik ayrı ayrı.
Kalbimde kalbim ?
İçinde eski hüzünlerin molozları,
Yanlış kapıların bıraktığı tortular...
O sabır o dağları yonttu yavaş yavaş,
O tevekkül süpürdü içimizdeki odaları.
Yer açıldı nihayet o büyük misafire,
Seninle benim aramdaki bütün duvarlar yıkıldı,
Ve söküldü aradaki bütün mesafeler.
Bir ayet düştü sonra ömrümüzün ta orta yerine:
"Ve halaknakum ezvaca..."
Yani; "Sizi çift çift yarattık..."
Kâinatın sükûtu bozuldu bu fermanla.
Meğer yeryüzünde atılan her adım,
Meğer çektiğim her ah, döktüğüm her damla gözyaşı,
Bu eşsiz buluşmanın hazırlığıymış meğer.
Ne gecikme tesadüftü, ne de bu fırtına boşuna,
Herkes kendi çilesiyle pişti bu ocakta.
Ben sabrın zırhını kuşanıp çıktım meydana,
Sen tevekkülün duasıyla sığındın limana
Şimdi karşındayım sevgilim;
Anadolu'nun ayazından, ömrünün sonbaharından,
Sana doğru yürüyen bu deli şairin kaleminden dökülen bu satırlarla...
Hikâyemiz ayrı yazıldı sandık başlangıçta,
Oysa O, aynı kitabın iki ayrı faslı etmiş bizi.
Sabrım bitti sandığım yerde başladı her şey,
Tevekkülünün bittiği yerde eridi dağlar.
Şimdi ne sabra hacet kaldı, ne o sessiz figana,
Çünkü yazıldı bir kez bahtımıza o ferman:
Sizi çift yarattık...
Ve iki ayrı nehir,
Nihayet senin gözlerinde buluştu işte.
Ruhum başlıklı yazı Doğan Çeçen tarafından
04.11.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu