Ankara'nın Coğrafi Yapısı Ve Kent Özelinde Kırkikindi Yağışları
Ankara'nın Coğrafi Yapısı ve Kent Özelinde Kırkikindi Yağışları
Giriş ve Kavramsal Çerçeve
İç Anadolu coğrafyasında ve genel itibarıyla Orta Anadolu’da halk takvimi ve tabiriyle oluşan Kırkikindi yağışları, adını ilkbaharın sonu (Nisan ayı sonları) ile yaz başlarına yaklaşan ve ilerleyen süreçte (Haziran sonları) genel tabirle ikindi vakitlerinden itibaren başlayan, geleneksel kabule göre yaklaşık kırk gün süren yağış periyodundan alır.
Fiziksel coğrafya literatüründe “konvektif” ya da “yükselim” yağışları olarak tanımlanan bu yağış türü, temel olarak karasal ısınmanın bir sonucu olarak ortaya çıkar. Sabah ve öğle saatlerinde Güneş ışınlarının dik ve dike yakın açılarla kara yüzeyini ısıtması, yüzeye yakın hava kütlesinin genleşerek hafiflemesine ve dikey yönlü hareketle hızlı bir şekilde yükselmesine neden olur. Üst taraftaki soğuk atmosfer tabakası ile karşılaşan bu nemli ve sıcak hava kütlesi, aniden yoğunlaşarak öğleden sonra veya ikindi saatlerine doğru havanın kapanması ve rüzgarın şiddetlenmesi ile birlikte şiddetli (ağır) sağanak yağışlara dönüşür.
Bu yağış rejimini özellikle Ankara ve Konya sahası başta olmak üzere, yukarıda bahsettiğimiz üzere İç ve Orta Anadolu ölçeğinde incelemek yalnızca fiziki coğrafya açısından değil; aynı zamanda kentsel mekân, altyapı, iklim değişikliği ve kent kültürleri bakımından da oldukça sağlıklı ve yararlı olacaktır.
Lakin Ankara'da yaşayan bir coğrafya sever olarak düşüncelerimi ve bilgi birikimimi Ankara üzerinden aktarmak daha yararlı olacaktır.
Ankara'nın Topoğrafik Yapısı ve Kırkikindi Yağışları
Ankara, yükselti bakımından sık manada değişkenlik gösteren, ortalama olarak 900-1000 metre rakıma (yükseltiye) sahip, etrafı irili ufaklı dağ sıralarıyla (Elmadağ, İdris, Hüseyingazi, Küre) çevrili yarı kurak bir çanak topoğrafyasına sahiptir. Çanak yapısı en çok şehir merkezine özgü olan bir tabirdir; Ankara şehir merkezi tam olarak böyle bir yapıda inşa edilmiştir. Bazı görüşlere ve bana göre de Başkent ilan edilmesindeki en büyük sebeplerden biri bu coğrafi korunaktır.
Bu topoğrafik yapı, Kırkikindi yağışlarını oluşturur. Yukarıda bahsettiğimiz tarihsel süreçte, Mayıs ve Haziran aylarında özellikle sabah saatlerinden öğleye kadar bu çanak yapısı içerisinde sıkışan hava hızla ısınır. Yağış öncesinde rüzgarın da yetersiz olduğu günlerde biriken bu ısı yapısı; öğleden sonra saat 15.00 - 18.00 ve bazen daha da ilerleyen saatlere sarkarak Ankara'nın güneyinden kuzeyine tüm kent yapısı üzerinde dikey (yükselici) hava akımlarını tetikler. Yükselen hava kütlesi meteorolojik tabirle Cumulonimbus (Kümülüs) fırtına bulutlarına yol açar. Bu süreçte Ankara'da bulunan ve yaşayan bir gözlemci açısından oluşan o tombul ve yayvan bulutlar oldukça gözlemlenebilir hale gelir. Öğle saatlerinde açık ve seyrek bulutlu olan bu yapı, ikindiye doğru aniden kararır; rüzgarın genelde yağış öncesindeki güney akımlı yönden değişmesi ve hızının artması ile birlikte kısa sürede yerini ağır sağanak yağışlara bırakır.
> Dipnot: Ankara'da en çok yağışın görüldüğü mevsim ilkbahardır.
>
Günümüzde Oluşan Kentleşme ve İklim Değişikliği Süzgecinde Değişen Yağış Rejimi
Son yıllarda Ankara'nın yaşadığı kontrolsüz kentleşme ve betonlaşma, Kırkikindi yağışlarının doğal dengesini ve yağış karakterini yeterince etkilemiş durumdadır. Kent merkezinde yeşil alanların azalması, asfalt ve beton yüzeylerin çoğalması ile birlikte işler değişmiştir. Beton yüzeylerin doğal toprağa kıyasla ısıyı daha fazla emmesi ve hapsetmesi, konvektif dikey yönlü hızlıca oluşan hava akımlarının şiddetini oldukça artırmıştır.
Bu durum; geleneksel manada toprağa can veren, tarımsal açıdan ise bereketli kabul edilen sakin Kırkikindi yağışlarını aniden bastıran ve kısa sürede yüksek miktarda yağış bırakan bir yapıya büründürmüştür. Anadolu'nun ve Ankara'nın bahar aylarında görülen dolu ve kırcı gibi yağış oluşum seviyelerini de riskli boyutlara taşımıştır.
Bu ani durumlar yağışların periyodunu kaydırmakta ve şiddetini öngörülemez hale getirmektedir.
Sosyo-Mekânsal Etkiler ve Kent Altyapısı
Ankara ve tüm İç Anadolu'da Kırkikindi yağışları, kentsel altyapının dayanıklılığını test eden en önemli periyodik doğa olaylarındandır.
Ankara dereleri ve bağlarıyla ünlü bir şehirdir. Günümüzde birçok dere yatağının üstü bilinçsizce kapatılmış ve kontrolsüz yapılanmalar oluşmuştur. Örneğin Akay, Bentderesi ve İncesu gibi dereler tarihsel süreçte kapatılarak caddelere, bulvarlara ve nihayetinde hatalı kentleşmelere mâl olmuştur.
Ne demişler: Su akar, yolunu bulur.
Geçirimsiz yüzey oranının yüksekliği ile birleşen yağışlar ciddi yüzeysel akış sorunlarına yol açmaktadır. Kısa sürede oluşan ağır Kırkikindi yağışları:
* Kızılay, Sıhhiye ve Beşevler gibi alt geçitlerde su baskınlarına,
* Eskişehir Yolu ve İstanbul Yolu gibi ana arterlerde trafiğin kilitlenmesine,
* Toplu taşıma aksaklıklarına (özellikle metro girişleri ve otobüs duraklarında)
neden olmaktadır. Bu durum, Ankara’da yaşayan vatandaşlar için ikindi saatlerindeki yağışın yalnızca meteorolojik bir olay değil; daily yaşam akışını ve ulaşım olanaklarını doğrudan etkileyen sorunlar silsilesi haline gelmesine yol açmaktadır.
Sonuç ve Çözüm Olanakları
Kırkikindi yağışları, her iklim ve coğrafya yapısının bir kimliği olduğu gibi Ankara ve İç Anadolu'nun da ayrılmaz bir parçasıdır. Ancak günümüzde oluşan yapılanma sorunları, bu doğa olayının felaketlere sebebiyet vermesine yol açmıştır.
Ankara'nın ve tüm İç Anadolu'nun gelecekte bu yağış rejimiyle uyumlu ve dirençli kentler haline gelebilmesi için:
* Geçirimli kaldırım ve asfalt kaplamalarının yaygınlaştırılması,
* "Sünger Şehir" (Sponge City) konseptine uygun olarak yağmur suyu toplama ve yeşil altyapı sistemlerinin entegre edilmesi,
* Tarihsel dere yataklarının üstünün açılması veya doğal akış yataklarının yeniden düzenlenmesi
hayati önem taşımaktadır.
Kırkikindi yağışlarını bir tehdit değil, kentsel su ihtiyacını destekleyen doğal bir kaynak olarak görebilmek, Ankara’nın doğayla barışık bir geleceğe adım atmasını sağlayacaktır.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu