Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
(0 oy)

Zamanın Ötesindeki Saat


Zamanın Ötesindeki Saat


Küçük dükkânın paslı kepenkleri her sabah tam sekizde açılırdı. İçeride, zamanın akışını unutturan yüzlerce antika saat tik tak sesleriyle aynı ritimde nefes alıyordu. Saatçi Efendi, titreyen elleriyle cımbızını kavrar, en ince çarkları bile büyük bir sabırla yerine oturturdu. Ona göre zaman, aceleye getirilemeyecek kadar kutsal bir hazineydi. Bir gün dükkâna telaşlı bir genç girdi. Kolundaki modern saati tezgâhın üzerine bırakıp, "Hemen yapabilir misiniz? Hiç vaktim yok," dedi. Saatçi Efendi, gözlüğünün üzerinden gence baktı ve tebessüm etti: "Evlat, biz burada saatleri tamir ederiz; ama giden zamanı geri getiremeyiz." Genç adam bu kısa cümlenin derinliliği karşısında duraksadı. Dışarıdaki koşuşturmayı, ekranlara kilitlenen hayatını düşündü. Derin bir nefes aldı, acele etmeyi o an bıraktı ve saatini masaya bırakıp usulca sandalyeye oturdu.

Saatçi Efendi, gencin oturmasından duyduğu memnuniyeti belli edercesine hafifçe gülümserken, dükkânın tahta kapısı gıcırdayarak bir kez daha açıldı. İçeriye bu kez yüzündeki derin çizgilerle hayatın yükünü sırtlamış yaşlı bir kadın girdi. Elinde, gümüş kaplamalı, kapağı işlemeli eski bir cep saati vardı.

Yaşlı kadın, saati tezgâhın üzerine usulca bırakırken, "Bu saat, rahmetli eşimden bana kalan tek hatıra," dedi, sesi titreyerek. "Yıllardır duruyor. İçindeki o minik çarklar artık ne sevince ne de hüzne ayak uyduruyor. Onu yeniden çalıştırmanın bir imkânı var mı?"

Efendi, kadının gözlerindeki hüzne ortak olurcasına başını salladı. Saati dikkatle eline aldı, büyütecini gözüne taktı ve kapağını nazikçe açtı. İçerideki çarkların tozla kaplandığını, yılların yorgunluğunun minik dişlileri kilitlediğini gördü.

Köşede sessizce oturan genç adam, yaşlı kadının heyecanla çarpan kalbini, gözlerindeki umut pırıltısını fark etti. Kendi hayatında sürekli bir şeylere yetişme çabasını, sevdiklerine ayıramadığı o kısıtlı anları hatırladı. Anladı ki, zaman sadece sayılardan ibaret değildi; asıl kıymetli olan, o zamanın içinde biriktirilen hatıralardı.

Saatçi Efendi, ince bir yağ damlasını en hassas çarka değdirdi ve yavaşça kurma kolunu çevirdi.

Tik... tak... tik... tak...

Dükkânı dolduran o tanıdık ve huzurlu ses, adeta yıllara meydan okuyordu. Yaşlı kadının yüzünde çiçek açan gülümseme, odadaki tüm yorgunluğu silip süpürdü. Genç adam ise yerinden kalktı, ceketinin cebindeki telefonu çıkardı ve ekranını kapatıp sessize aldı. Artık o da zamanın içinde kaybolanı değil, YAŞAYANI olmayı öğreniyordu.

Mehmet Aluç


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Zamanın Ötesindeki Saat

kul mehmet kul mehmet